Otoshops’a giriş yapmak için lütfen bilgilerinizi girin.


Otoshops Üyeliğiniz yok mu? Otoshops’a katıl.
Otoshops’a giriş yapmak için lütfen bilgilerinizi girin.
Otoshops Üyeliğiniz yok mu? Otoshops’a katıl.
Otoshops’a üye olmak için lütfen bilgilerinizi girin.
Otoshops Üyelik Sözleşmesi’ni okudum, kabul ediyorum.
Paylaşmış olduğum bilgilerin Otoshops güvencesinde, incelediğim ve kabul ettiğim Otoshops veri gizliliği politikasına ve yasalara uygun şekilde saklanarak işlenmesini, paylaşılmasını ve kullanım amacına bağlı olarak aktarılmasını kabul edip onaylıyorum.
Kişisel Veri Paylaşımı ve İletişim İzni 'ni okuduğumu ve Otoshops ve yetkili satıcılarının, verdiğim iletişim bilgilerim üzerinden tarafıma satış, pazarlama ve benzer amaçlı her türlü iletişim mesajlarını göndermesini onaylıyorum.

Garantili İkinci El Arabalar

01.03.2016

İkinci el araba alırken karşınıza çıkan en önemli soru/sorunlardan biri de, size nasıl bir güvence sunulduğudur.

Alışveriş yaptığınız şahıs veya şirketin sağlamlığı, verilen yazılı ve sözlü taahhütler, garanti kapsamı gibi konular, alım kararlarında fiyatın yanında önemli rol oynaması gereken faktörler olarak sayılmalıdır.

Öncelikle garanti ve güvencenin farklı anlamlar içerdiğini vurgulamak, konuya giriş açısından zorunludur.

Güvence, garantiden daha kapsamlı, ancak bağlayıcılığı ve yaptırımları daha göreceli bir kurumsal taahhüt anlamına gelir. “Güvence” kelimesi sözlükte, sorumluluğun üzerine alınması, teminat, garanti ve inandırıcı söz gibi çok geniş manada kullanılmaktadır. Dolayısıyla yazılı olduğu kadar, hukuken bir bağlayıcılığı olmayan sözlü ifadeler de güvencenin kapsamına girer. Otomotiv sektöründe ve özelde 2.elde ise, “araba alım ve satımında kuruma duyulan genel güvenin ifadesi” olarak anlamak gerekir.

Güvence, ikinci elde birçok konuyu kapsar. Arabayla ilgili beyanın doğruluğu (motoru, modeli, şasisi, motor numarası, kilometresi) ruhsatta sorun olmaması, sorun çıkması durumunda muhatabın belli olması, arabada haciz olmaması, satış sonrası ortaya çıkabilecek eski bir trafik veya OGS borcunun karşılanması, aracın tesliminde bildirilmiş olan motor ve mekanik durumunun doğruluğu, kaporta-boya ile ilgili beyanın aracın piyasa değeri açısından hatalı bir değerlendirmeye yol açmayacak oranda doğru olması ve aracın hangi garanti kapsamında satıldığı gibi birçok konu, aracın hangi güvence ile alındığı konusunda bize fikir verir. Yukarıda saydığımız hususlar, aynı zamanda aracı satan firmanın kurumsallığı konusunda da fikir sahibi olmamıza yardımcı olur. 

Kurumsal bir güvenceye bağlı olarak aldığınız bir arabada, arabanın marka-model-tip ve donanım paketi gibi özelliklerinden emin olursunuz. Bunun yanında yasal noter satış sözleşmesinde düzenleme bulunmadığı halde, kurumsal bir yapıdan alınan teslim belgesinde kilometrenin yazılı olması da artık çok alışılagelen bir uygulama olduğu için tüketicinin bu konuda da ciddi bir güvencesi mevcuttur.

Arabanın boya-kaporta aksamı ile ilgili olarak beyan edilen hususlar, sadece satış aşamasında değil, araba üzerinde ve internet sitesindeki ilanlarda da görünen özellikler olduğundan, tüketici açısından bu noktalarda da sorun olmadığını söylemek mümkündür.

Garanti ise, aracın satışı sonrası, belirli bir parça kapsamının belirlenen koşullar dahilinde satıcı veya garantör firma tarafından karşılanmasıdır. Burada sözü edilen “parça kapsamının” mekanik aksamla ilgili olduğunu özellikle belirtmekte yarar vardır. Sıfır arabalarda, yasal mevzuat gereği, 2 yıllık bir mekanik garanti zorunluluğu vardır. Bazı markalar belirli koşulları sağlaması karşılığında bu garantiyi 3 veya 5 yıl olarak uygulamakta, bazıları ise araba yoldayken servislere düzenli giren müşterilerine bu imkanı opsiyonel olarak sağlamaktadır. Bu tip garanti işlemleri “uzatılmış garanti” olarak anılmaktadır. Sıfırdan alınan arabaların, garantisi bitmeden ikinci elde değerlendirilmeleri durumunda, bu arabalar “üretici garantisi” veya “distribütör garantili” ifadeleri ile satılmaktadır. Türkiye pazarında ikinci elde satılan arabaların %15 kadarı bu kapsamda el değiştiren arabalardır.

Bunun dışındaki ikinci el arabaların ise garantili olarak satılması gibi bir zorunluluk yoktur. “Uzatılmış garanti” şartlarına benzer biçimde müşterilere sunulan garanti uygulamaları herhangi bir yasal zorunluluktan değil, firmaların hizmet farklılaştırması ve müşteri memnuniyetini artırma yönündeki çabalarının ve politikalarının sonucudur.

Bu noktada ikinci el bir aracın şahıstan alınması ve firmadan alınması arasındaki temel bir farkı da belirtmek gerekir. Şahıslar (özel kişiler) tarafından satılan arabalarda Borçlar Kanunu hükümleri geçerli iken, firmalar (tüzel kişiler) tarafından yapılan satışlarda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Dolayısıyla aracın tüzel kişilerden alınması, tüketiciye sağladığı geniş yasal şemsiye nedeniyle daha avantajlıdır. Diğer yandan sahibinden direkt olarak almış olduğunuz bir arabada, sonradan çıkabilecek bir arızada, konuya teknik olarak vakıf olmayan eski sahibinden bunu tazmin etmesini istemeniz pek de haklı bir tutum olmayacaktır.

Ancak, daha güncel sorunlara çözüm bulan, üstelik adından da anlaşılacağı gibi özel olarak tüketiciyi korumaya yönelik bir kanunun varlığının, tek başına tüketiciyi belirli teknik konularda tam ve eksiksiz bir koruma altına aldığı düşünülmemelidir. Aracın satıldığı andaki durumunun doğru beyan edilmesi, sonrasında çıkabilecek arızaların teknik olarak öngörülebilme imkanının olmaması veya sürücü ve yol kusurlarına affedilebilmesi, bu tip noktalarda devreye giren garanti uygulamasının, ikinci elde alınan güvenceden çok daha geniş bir teminat ve hizmet kapsamı sunması anlamına gelmektedir.

Garanti uygulamasında ise, aracın satıldığı tarihte bu arızanın bulunması veya bulunmaması herhangi bir fark yaratmaz. Kapsam dahilindeki her parça, kullanıcı hatası yoksa, yüklenici firma tarafından karşılanır. Firmanın sunmuş olduğu güvenceden veya müşterinin algısından çok daha objektif kriterleri kapsayan garanti kitapçıklarında parça kapsamı, yol yardım, diğer hizmetler ve garantinin hangi koşullarda geçerli olacağı belirlenmiştir.

Örnek vermek gerekirse, aracın motor ikaz lambası yanar halde kullanılmaya devam edilmesi ve sonrasında özel bir servise çekilerek motor kapağının açılması durumunda garantinin geçerli olmayacağı, bütün garanti ürünlerinde belirtilen bir koşuldur.

Öte yandan, ülkemiz şartlarında hatalı yakıt veya hatalı kullanımdan kaynaklı arızaların tespiti, imkansıza yakın oranda zordur. Dolayısıyla, koşullara uyan ve Yetkili Servis bakımlarına tavsiye edilen kilometrelerde giren araba sahiplerinin garantileri ile ilgili bir sorun yaşaması pek görülmez.

Garanti hizmeti, arızalı parçadan bağımsız olarak geniş bir yol yardım hizmetini de kapsar. Arabayla yola çıkarken bu hizmetin de kapsamını bilmekte fayda vardır. Birçok garanti kitapçığında profesyonel sürücü hizmeti ve konaklamanın da kapsama dahil olduğu görülebilir. Ülkemizde yol yardım hizmetleri sadece garanti firmaları tarafından değil, üretici, satıcı, sigorta ve lastik firmaları tarafından da verilmekte, bazen bir araba için birden fazla ücretsiz hizmet alma imkanı olmaktadır.

Bir aracın garanti kapsamında satılabilmesi için belirli testlerden sorunsuz geçmiş olması veya tespit edilen aksaklıkların giderilmiş olması gerekir. Ülkemizde araba sahiplerinin genel alışkanlığı, alacağı ikinci el arabayı kusursuz almak, buna mukabil satacağı aracın önemli ihtiyaçlarını aracı alan kişiye bırakmak şeklindedir. Hal böyle olunca, ikinci el araba satan firmaların uygun fiyata ve masrafsız araba bularak garantili satmaları belirli bir oranda mümkün olabilmektedir.

Araba almak isteyenlerin, çok farklı garanti kapsamları olduğunu bilmesi gerekir. Sadece motor ve şanzımana garanti verilebildiği gibi, diferansiyel, yürür aksam, klima, marş motoru, turbo ve elektronik üniteler gibi birçok parçaya da garanti verilebilmektedir. Düşük bedelli konfor aksesuarları (havalandırma mazgalı, çakmak, iç lamba, radyo düğmesi vs.) her zaman garanti dışındadır. Bu parçaların dış darbeyle çabuk bozulabilme özelliği de bunda rol oynar.

Bunun dışında debriyaj balatası, motor yağı ve fren balatası gibi sarf malzemeleri de hiçbir surette ve hiçbir koşul altında garanti kapsamına girmez.

Motor, şanzıman ve kontrol üniteleri, mevcut teknolojik seviyeleri nedeniyle, bozulmaları durumunda, araba sahibine çok ciddi maliyet getirmektedir. Otomatik bir şanzımann 15.000 TL’ya kadar revizyon maliyeti olduğu gözönüne alındığında, ekstradan alınacak 1.000-1.500 TL’lık garanti teminatının ne kadar önemli bir fonksiyon ifade ettiği de anlaşılmış olur.

Biraz da garanti ile ilgili yanlış bilinen bazı konuların doğrusunu anlamaya çalışalım. 

   “Garantili araba kazasızdır

Aracın garanti durumunun kazalı olup olmaması ile ilgisi yoktur, mekanik durumu ile ilgilidir. 

   “Düşük km. aracın garantili olması gerekmez

Kilometresi yüksek bir aracın garantili olması tüketici açısından daha gerekli ve birçok riski önleyici olmakla beraber, düşük kilometre bir arabada distribütör tarafından verilen garanti bitmişse, “aracın markası belli, bu kilometrede ne olabilir” şeklinde bir yaklaşım getirmek yanlıştır, hangi marka ve teknolojik seviye olursa olsun her arabada arıza çıkabileceğini hatırdan çıkarmamak gerekir.

   “Garantili arabada arıza çıkmaz

Yukarıda da değinmiş olduğumuz gibi, bir aracın garanti alabilmesi belirli koşullara bağlıdır. Bir satıcı, sadece fiyat ve maliyet unsurlarını gözeterek araca garanti vermemiş olabilir. Araba fiyatına cüzi bir tutar ekleterek veya garantiyi bir pazarlık unsuru yaparak, aynı fiyata garantili bir araba alabilirsiniz.

Araba alırken, fiyatın içinde size sunulan veya ekstradan aldığınız garantinin kapsamı hakkında bilgi edinmek için ilgili firmanın web sayfasına veya garanti koşullarının yazılı olduğu dokümanlara (belge, poliçe, el kitabı gibi) bakmanız, sonrasında tatsız sürprizlerle karşılaşma riskinizi azaltır.

Günümüz rekabet koşulları, sadece sıfır arabalarda değil, ikinci el arabalarda da tüketici için birçok yeni imkan getirmiştir. Herhangi bir güvencesi veya garantisi olmayan bir aracın, sadece fiyat kriterine bakılarak alınması,aynı zamanda bu güvencelerden de yoksun kalmak anlamına gelmektedir.Tüketici açısından en rasyonel olan, ayrıntılı bir fayda/maliyet analizi yaparak, en doğru kararı vermek olmalıdır.


GERİ DÖN